tesettür ve platon felsefe konular

tesettür ve platon felsefe konular

tesettür diyorki  «Bunu da yalnız diyalektik gücü, gözden geçirdiğimiz bilmfc de tecrübe kazanmış bir insana gösterebilir, başka hiçbir yol h* sağlayamaz.»
«Bu da doğru.»«Hiç değilse,» dedim,tesettür «bir nokta var ki kimse, karşı çıkamaz He şeyin özünü bilimsel olarak kavramaya çalışan bir başka yortm vardır. Sanatların çoğu yalnız insanların arzulan ve zevkleriyle» raşır, baştan başa doğal ve yapma nesnelerin üretimi, yapımıyıi bakımına dönüktür. Bunların dışında kalan ve özden bir şey yakalayan bilimlere, yani geometri ve onun arkasından gelen bilıınle* gelince, gördüğümüz gibi bunlar varlığı ancak rüya hâlindegörm 1er; kullandıkları varsayımlan dokunulmaz sayıp açıklayamadıkla-n sürece de varlığı gerçekte olduğu gibi göremezler. Çünkü baştı kabul edilen ilke bilinmeyen bir şey olunca ve gerek sonuç, getfk aradaki önermeler bilinmeyen şeylerden kurulunca, böyle bir kabul, hiç bilim hâline
yavaş çekip kurtanr, saydığımız kanatlan yardım-^rak kullanıp yüceltir onu. Biz bu sanatlara, gündelik kullanı-^uvarak çok defa bilim adını verdik. Ama bunlara sanıdan daha «dınlık, bilimden daha karanlık bir nitelik gösteren başka bir ad bulmak gerekirdi. Daha önce anlamaya dayanan bilgi deyimini kul-Unmışhk. Ama önümüzde incelenecek böyle önemli konular dururken, şimdi adlar üzerinde tartışmamız gereksiz.»
•Elbet gereksiz,» dedi.
•öyleyse, önceki gibi, bilginin birinci bölümüne bilim, ikinci bölümüne anlamaya dayanan bilgi, üçüncü bölümüne inanma, dördüncü bölümüne de bulanık görüntü alma dersek, ilk ikisini kavrama, son ikisini de sam adı altında toplarsak, yeter. Çünkü sanının konusu do(iuş, kavramanın konusu özdür; Öz doğuşa göre ne ise, kavrama da sanıya göre odur; kavrama sanıya göre ne ise, bilim de inanmaya göre; anlama da bulanık görüntü almaya göre odur. Bu bölümlerin nesneler alanındaki karşılıklarının birbirine orantısına vebunlann her birinin de sanılan ve kavranan diye iki kesime bölünmesine gelince, bunları geçelim Glaukon, yoksa bundan öncekinden kat kat uzun bir tartışmaya dalrmş oluruz.»
«Ben kendi payıma, peşinden gelebildiğim kadarıyla, dediklerine katılıyorum.»
«Her şeyin özünü açıklayabilen kimseye de diyalektikçi demez misin? Bunu yapamayana ise, o şeyi, ne kendine, ne başkasına açıklayamadığı ölçüde kavramamış demez misin?»
«Nasıl demem?»
«İyi için de böyledir, iyi ideasını başka her şeyden ayırarak ortaya koyamayan, kanıtlarım görünüşe değil, öze dayandırmaya önem vererek, savaşta olduğu gibi karşısına dikilen bütün güçlüklerden sıynlıp çıkmasını beceremeyen, bütün bu engelleri yamimaz bir mantık gücüyle aşarak ilerlemesini bilemeyen bir adama ne dersin? Bu adam, ne iyinin kendisini, ne başka bir iyiyi bilir; iyinin bir gölgesini bile yakalasa, bunu bilimle değil, sam ile yakalar; bu dünya-4aki hayatını rüya ve uyuklama içinde geçirir: Uyanmadan ölüp ades'e gider, orada da sonsuz bir uykuya dalar, öyle değil mi?»
« için, tam da dediğin gibidir bu adam.» ii hayalinde yetiştirdiğin, eğittiğin çocukları günün pen yetiştirme durumunda kalsan, bunlar matema-
•Ama konuşan olarak bax c Unafanm^ dr*-sun, şurasuiı unutmamahy^ İj ı|L ama burada bOyir darranama^. Çuni* çok şey ögrenebûrce^ sövİFm Sokm a manm bile becerir de. öğrenmeyi becetemer ya^ lan bil tün çalışmalar ^ençjkenn tşîdu
«İster istemez Ovie.»
«O hâlde, aritmetik, ggometri «e diraieitığe hazırUvkı olan bütün bilimler ögrenaieriiBiae dalta ÇooiJduktan Ama bu öğretim zoraki btr iş otouunaü •
«Neden?»
«Çünkü özgür insan hsçbir şeyi kde zfhi öğrenmeoK^ zorla yaptırılan işlerin bedene bir zaran crimasa da, zoria hiçbir şey kafada kalmaz.»
«Doğru.»
«öyleyse dostum,tesettür çocuklan eğitirken zem kullanma, oy«b, onlan. Böylece her birinin doğuştan gelen yeteneklerim dm anlayabilirsin.»
«Haklısın »
«Daha önceki şu sözümüzü hatıriıyar omsun: Çocuklar mm seyirci olarak götürürken at üstünde götunneh, tehlike olatfiş çarpışmaların içine kadar sokmalı, yasTU köpeklen alıştmrgkii tadına alıştınnalj onlan.»
»Hatırlıyorum,» dedi.
«Bütün bu çalışmalarda derslerde w ieMıkelcrde her ramaa uyanık davrananlan aeçip ayuacaksm.»
«Hangi yaşta?»
«Zorunlu nitelikteki beden eğitinü derslerini bitirdikJen nşı Çünkü iki üç yıl sûren bu eğîtun arasında başka şey yapnuvahik-ri kalmaz; yorgunluk ve uyku kala çdışnıalannın düşmanıdır Ha beden eğitimi dersleri, cmiarm fcaı alandaki da\ ranışlannı flkt* bakanından hayb Onemb bir deneme yerine geçer.»
Nr bakışla kavrayabilecekler.»
Vten de,» dedi, «yalnız böyle bir bilgi kafada kökleşir.» İBbvle bir bilgi, aynı zamanda diyalekriğe elverişli kafa ile el-rtilşstf kafayı ayırt etmek için de en iyi araçtır; Şeyleri toplu bir kavrayabilen kafa diyalektikçidir, böyle olmayan kafa ise dıvâlcktıkçi değildir.»
.Ben de bu kanıdayım.»
a^yleyse bunlan göz önünde tutup seçim yapacaksın,» dedim. .Bu yönde en üstün nitelikleri olup bilimlerde, savaşta ve yasanın tmyurdugu öbür çalışmalarda sağlam çıkanları, otuz yaşını bitirdi-İrrmi, ikinci bir seçimle yeniden ayıracaksın; bunlara daha da büyük jeref dereceleri vereceksin. Hepsini diyalektikte sınavdan ge-çinp, hangilerinin gözlerini ve öteki duyularını kullanmadan, salt hakikat gücüyle varlığın kendisine yükselebildiğini araştıracaksın. Bunu yaparken de çok dikkatli olmak gerekir dostum.»
•Neden?» dedi.
•Görmüyor musun,» dedim, «diyalektik günümüzde ne kadar bozuluyor!»
•Ne gibi?»
«Diyalektikle uğraşanlar başı boş, yasa tanımayan bir tutum içindeler,» dedim.
«Çok doğru.»
•Bunda şaşılacak bir şey var mı sence? Hoşgörmez misin onlan?» •Ne bakımdan hoşgöreyim?»
«Onların hâli evlat edinilmiş bir çocuğun hâline benziyor: Kalabalık ve soylu bir ailede, zenginlik, bolluk içinde, dalkavuklar arasında yetişmiş bir çcx:uk düşün. Bu çocuk büyüyünce o ailenin öz evladı olmadığını anlıyor, kendi ana babasını da bulamıyor. Böyle bir çocuğun gerek dalkavuklarına,tesettür gerek anası babası sandığı kişilere karşı gerçeği öğrenmeden önce ve öğrendikten sonra ne duygular besleyeceğini kestirebilir misin? Yoksa ben kendi düşündüğümü mü söyleyeyim?»
«Sen söyle.»
«Bence, gerçeği öğrenmeden önce dalkavuklarından çok ana, aba ve akraba bildiklerine karşı saygı gösterir; sıkıntıya düşerlerse nl^Çuk el uzatır; sözleri ve davranışlarıyla onları
yoksa direniyorlar mı, anlayacaksın.» <Bu dönem için kaç yıl ayırıyorsun?»
j<On yıl,» dedim; «Fili yaşına geldikleri /amanda
nemelerden sag salim çıkan ve her işte, her bakımdan, da^
olsun, bilgide olsun, en üstün olanlannı son aşamaya ulaştır!!?*
Bunları, ruhlarının gözünü her şeye ışık dağıtan varh^^^ ye zorlayacağız. Böylece iyinin kendisini seyrettikten sonra ^ örnek tutup, ölünceye kadar nöbetleşe olarak siteyi, yurttaşları, kendilerini düzene sokacaklar. Zamanlannın çoğunu felsefearaşd, malarına ayıracaklar, ama sıraları gelince, sitenin iyiliği için dev^ ve yönetim işlerinde görev yüklenecekler; bunu da güzel bıru||j,^ olarak değil, zorunlu bir ödev olarak yapacaklar. Böylece dumu. dan, devletin koruyuculuğunu bırakacakları, kendilerine benzeym insanlar yetiştirdikten sonra. Mutluluk Adalarına göç edecekJn Delphoi'deki kâhin kadın uygun görürse, tanrısal varlıklar olarat uygun görmezse tanrı benzeri kutlu insanlar olarak, devlet onW için anıtlar dikecek, kurbanlar kesecek.»
«Bir heykelci gibi yonttuğun bu yöneticiler doğrusu çokglızd oldu Sokrates!» dedi.
«Kadın yöneticileri de unutma Glaukon,» dedim. «Söylediklerimi yalnız erkekler için sanma. Gerekli nitelikleri taşıyan kadınlarda onlar arasında yer alacak.»
«Haklısın,» dedi. «Kadınlarla erkekler arasında her şeyin eşit ve ortak olacağını kabul ettiğimize göre, öyle olması gerekir.»
«Peki,» dedim, «şimdi şunu kabul ediyor musunuz? Bizim devlet ve yönetim düzeniyle ilgili tasarılarımız hayalden öteye geçmeyen şeyler değildir. Bunların gerçekleşmesi zor da olsa, imkânsız değil Ama bu gerçekleşme bizim dediğimiz yolda olmalı, yani devletin başına geçenler, bir kişi olsun, birçok kişi olsun, gerçekten filozof olmalı. Bunlar, bugün aranan şerefleri, özgür adama yakışmaz ve değersiz görerek küçümseyecekler, dürüstlüğü ve onun getirdiği şerefi her şeyin üstünde tutacaklar, doğruluğu en önemli, en gerekli şey «yarak ona hizmet edecekler, onu yüceltmeye çalışacaklar,
sitelerini de ona göre düzenleyip yönetecekler. «Nasıl olacak bu?» ded
-Sitede on yaşını geçmiş olanların hepsini kırlar.
•Şunda da anlaşmıştık: Yöneticiler, iş başına geldikten sonra, ıskerirri anlattığımız evlere götürüp yerleştirecekler; bu evler herinin ortak malı olacak, içlerindeki eşya da kimsenin ayn malı olmayacak,tesettür Ev sorunundan başka, hatırlarsan, bunların nelere sahip I ıilabılecekleri sorununu da çözmüştük.»
«Evet hatırlıyorum. Bugünkü savaşçıların sahip olduğu şeylerden hiçbirine sahip olmamalarını, savaşçı atletler ve koruyucular ıilarak, her yıl yaşamalan için gerekli olan şeyleri görevlerinin kar-
L$ıiığı olarak öbür yurttaşlardan almalamu, böylece hem kendi güvenliklerini. hem geri kalan yurttaşların güvenliğini sağlamalarım pekk görmüştük.»
dedim. «Peki, bu konuyu bitirdiğimize göre, bu konu-önce hangi noktadaydık hatırlayalım da, o noktaya
1 lomeros gibi Musa'lara seslenelim de ',lk an) " tığını'tesettür anlatsınlar bize? Bizimle çocuklar gib, şeylerden söz eder gibi, tragedya diliyle konusM."?’^ -«Neler söylerler ki?>.
«Aşağı yukarı şunları: 'Sizinki gibi sağlam kuTuW, tin bozulması zordur. Ama doğan her şey boi'ulmaya^ duğu için, bu yönetim biçimi de hep sürüp gitme? ,;r„ ,1 şöyle olur: Yalnız toprağın içine kök salmış bitkiler ıçm|e rağın yüzünde yaşayan hayvanlar için de gelip gidendc)j.,j ve kısırlık dönemleri vardır ki bunlar ruhu ve bedeni etkık. dönemlerin geri gelmesi, her türün çemberini kapayan beli, j. dönüş hareketleriyle olur. Ömrü kısa olan türlerin çemberv-kısa, uzun olanlannki uzundur. Yetiştirdiğiniz devlet yûnn, ri ne kadar becerikli olursa olsun, tecrübeleriyle hesap bılpk^ bir araya getirip ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar,tesettür geneık,, doğanların iyi olmasını ya da hiç doğmamasını sağlayamt, gereksiz olduğu zaman da çocuk yapmakta devam ederler,Tı* doğumları için mükemmel bir sayının kapsadığı bir dönemvar, ı Buna karşılık insan doğumları için, her biri üçer çarpan ve 4? I terimle birbiri ardı sıra giden bazı temel ve ek sayıların tjarpıtpjr I sonucunda ve her çeşit benzeştirme veya ayrtlaşUrma, artırm.-azaltma yollarıyla bütünün parçaları arasında rasyonel olarak terilebilen bir karşılaştırma kuracak en küçük bir sayı bahiske» sudur. Bu çarpımlara ait dik üçgenin dikey kenarları beş sayısHi birlikte alınıp, elde olunacak çarpım üç kere daha kendisiyleç» pılırsa iki armoni bulunur. Bunlardan biri, eşit iki sayı çarpımı\1a yüz kere yüzün çarpımından ibarettir. Diğeriyse, birer çarpaık eşit, diğer çarpanları ayrı çarpımların çarpımından, yani beşinns yönel diyagonal sayısı karesinin bir noksanının yüz katının (vevı beşin irrasyonel diyagonal sayısı karesinin iki noksanının yüzk> tının) üçün küpünün yüz katıyla çarpımından ibarettir'. Işteiyr^
iinelen hu geometrik sayıdır Koruyucu/arınır k^*tjllJcrindea genç kızlarla delikanlılan ters zamanda N evlenmelerden doğan çocuklar yaradılış yönün-yönünden de nasipsiz olurlar. Bir önceki kuşak bun-^Çından en iyilerini devletin başına getirir. Ama onlar, buna ^^olnwdıklanndan, babalannm yerine geçer geçmez koruyucu l^hizı ihmal etmeye başlarlar; önce müziğe, sonra da idmana değeri vermezler. Böylece daha az kafa eğitimi almış bir ^ kuşak çıkar ortaya. Bunlardan da devletin bekçiliğine elve-^ ne Hesiodos'un ırklannı, ne de sizin altın, gümüş, tunç ve jfinır soylu insanlannızı sınayıp seçmesini bilmeyen yöneticiler (ikar Bu yüzden demir gümüşle, tunç altınla karışır; bu karışım-lırdan da bir uygunsuzluk, düzensizlik ve uyumsuzluk doğar. Bunlarsa, her bulunduklan yerde her zaman savaş ve kin doğuran jfvlerdir, işte, nerede kendini gösterirse göstersin, anlaşmazlığın kaynacı budur.»
«Musalar sorumuza iyi cevap verdiler doğrusu!» dedi.tesettür