tesettür ve felsefe bilgi
tesettür dediki Bu sorulardan 1. ve 2. sorular felsefe soruları (kavramsal sorular) o||| ancak "doğru", "bilgi", "nedensellik" ve "gerçek" gibi kavramların anlamla nın aydınlatılması yoluyla cevaplandırılabilir. 3. ve 4. sorular i.se olgusal i( rular olup, bu tip soruları cevaplamanın ön koşulu ise gözlem, deney ^ araştırma yoluyla veri toplamaktır.Gelenek-sel felsefe daha çok metafizik sistemler kurarken, 20. yiizyjı başından beri felsefede giderek güçlenen eğilim, mantıksal çözümleme)» luyla günlük düşünce ve bilimde kullanılan kavramlann aydınlatılması biç minde belirmiştir. O kadar ki felsefeyi mantıksal düşünmeye indirgemejı da onunla bir tutma düşüncesi çok yaygın bir eğilime dönüşmüştür. I Russell 1914 yılında mantığı felsefenin özü dive nitelemiş; K.Carnap dak da ileri giderek felsefeyi mantıktan ibaret saymıştır.tesettür Carnap'm bağlı oldup mantıksal empirizm ekolü için, metafizik yararsız, boş ve aldatıcı bir uğı» şıdır. Evrenin gerçek niteliği ile insanın varlığının anlam ve amacı üzerindi yürütülen spekülatif düşünme yerini ölçülü, sorumlu ve bilimsel nitelikti bir mantıksal çözümlemeye bırakmak zorundadır. Çünkü bu gibi konularda metafiziğin öteden beri ileri sürdüğü genel yargılar in.sanm heyecana duyarlığına hitap eden, fakat hiçbir zaman olgusal olarak doğrulanmaıat şiir türünden ifadeler olmaktan ileri gidememiştir,
“Bilim nedir?” sorusuna “Bilim bir üründür," ve “Bilim bir etkinlik-tir." şeklinde iki farklı yanıt verilmektedir.
❖ Ürün Olarak Hilim
Mantıkçı pozitivizm olarak bilinen bu yaklaşıma göre bilim; bilimsel yönteme dayanılarak ortaya konulmuş kuram ve kanunlardan oluşmuş kel sin, nesnel, birikimli bilgiler yığınıdır. Bilimin ürünleri bilimsel yöntenf kullanılarak ortaya konulmuş bu bilgilerdir. Bilimi anlamanın da yolu ürü olarak ortaya konulmuş bu bilgiler yığınını incelemektir.tesettür Bilim adamınıJ bireysel yaratıcılığı ile ulaştığı bu bilgilerle bilim ilerlemektedir. Bu görüşü temsilcileri “Viyana Çevresi” filozofları denilen düşünürler olup bunla llans Keichenbuch, Kudolph Carnap ve Cari (>u$tav llempel ‘dir.
h)insU'in'a göre bilim; her liırlıı düzenden yoksun duyu verileri (algılar) ile mantıksal düşünce arasında uygunluk sağlama çabasıdır. Yani gerçek dünyayı anlamak gerçekliğin olgularını mantıksal ve matematiksel dizgelere (kuramlara) dönüştürmekle mümkün olmakladır. Yine bilimsel kuramın özelliklerini Kussel’ın bilim tanımında bulmaktayız; “Bilim, gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme (usluma) yoluyla önce dünyaya ilişkin olguları sonra bu olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır”.
<• Klasik Görüce Yapılan Kle^liriler
•Bilimi ürün olarak ele alan klasik görüş bilime gereğinden fazla değer vermiş, onu en yüce insan etkinliği olarak kabul etmiştir. Oysa bilim, insanlığın her problemini çözemediği gibi pek çok soruna da kaynaklık etmiştir.
•Bilimdeki bilgiler birikimli (evrimsel) olmayıp devrimseldir, yani bugünkü bilimsel paradigma yarın yerini başka bir paradigmaya bırakabilir; örneğin, iki yüz yıllık Nevvton paradigması, Einstein ve Heisenberg paradigmalarıyla güncelliğini kaybetmiştir ve bunların da bir zaman sonra yerlerini başka bir paradigmaya bırakabileceğini söyleyebiliriz.
•Bilim adamlarının bilimsel üretimleri kültürlerinden bağımsız olarak ele alınamaz, bu nedenle bilimsel buluşlar bilim tarihi ve bilim adamının yaşam öyküsüyle anlam kazanır.
•Tüm bilimler birbiriyle ilişkilidir, ortak bir temelden hareket edilir, ama tüm bilimleri tek bir bilime (örneğin fiziğe) indirgemek mümkün değildir.
•Gelecekte tüm problemlerin çözüleceği, bilinmeyen hiçbir şeyin kalmayacağı bir ütopyadır, çünkü her zaman bilinmeyen bir şeyler olacaktır; çunku evren sınırsızdır.
•Bilimse! Bilginin Hayatla Iç içeliği
Rönesans ve aydınlanma dönemleri pozitivist bilimsel düşünceyi doğurarak, deneysel bilimlerin gelişmesini sağlamıştır. IS.yüzyılın sonlarıyla 19.yüzyılın başlarında Fransız bilginleri kimya ve fizyoloji alanlarında büyük ilerlemeler kaydetmişlerdir. Yeni Çağın başlarında önce Kepler ve Galileo' nun sonra da Newton'm getirdiği bilim ilkeleri ve yöntemleri yavaş yavaş bütün doğa
K. Bacnn'ın deyişiyle artık “Bilim iktidardır.tesettür" ve bunun sonucunda da teknik icatlar hızla birbirini izlemiştir. .Ancak art arda yapılan savaşlar ve endüstrileşme ile insanın değerlerinde meydana gelen çözülmeleri M.Luther King şöyle belirler; Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeşçe yaşamayı.
Tüm bu gelişmelerin insan için anlamı, pozitif bilimlerin insanın yaşamında hâkimiyet kurmaya başlamasıydı. Nitekim öyle de oldu; artık bilim çağlarında yaşıyoruz, yirmi birinci yüzyıl uzay çağı olarak tasarlanmaktadır. Bugün önemli olan, bilimin düşüncelerimiz, umuU» nmız, adetlerimiz üzerindeki etkisinin durmadan artmakta olduğu ve beiiı de daha birkaç yüzyıl artıp gideceğidir (Russell).
Doğa karşısında bilimlerle güçlenen insana, mükemmel teknolojila yaratma yolu açılmış ve 19. yüzyıldaki sanayi devrimi ile artan bu güçlenmt 19. ve 20. yüzyıllarda doruğa çıkmıştır. Artık 21.yüzyıl bilgi ve teknoloji çağ olarak tanımlanmaktadır, insanlar korkunç bir bilgi ve teknolojik ürünlo fırtınasına tutulmuştur. Birden fazla uyancıyı aynı anda net bir şekilde algılamak nasıl zorsa bilgilerin artış hızına da insanın bilgilenme hızı yetişememekte ve bilgilenme konusunda hız ve dolayısıyla zamansızlık sorunmü vüzyüze kalınmaktadır. Bilimsel ve teknolojik gelişmenin hızı, bilgi birilü-minm iki katına yükselme süresiyle ölçülmektedir. 1850 yılma kadar bu süte 100yıldı. Bunun anlamı, sözgelimi 1850yılındaki bilgi birikiminin 1750'dekı birikiminin iki katı olduğudur. 1960-1970 arasında 5 yıla inen bu süre 90Tı yıllarda yaklaşık 3.5 yıl olduğuna göre iki binli yıllarda iki, hatta bir yıla düşecektir.
Bilginin ve bilimlerin göz kamaştıran gelişimi bilimi değerli hâle getirmekle birlikte bilimin insanlığın sonunu hazırlamasına da hiçbir zaman fırsat vermemeliyiz. Kussell’a göre, bilgelik (hikmet)le birleşmeyen kudret tehlikelidir ve çağımız için gerekli olan şey de bilgiden çok bilgeliktir. Bilgelikle birleştiğinde bilimin sağladığı kudret tüm insanlığa büyük ölçüde refah ve mutluluk getirebilir; tek başına yıkıntıya yol açabilir.
İnsanoğlunun bilme etkinliğinin temelinde evreni, lum var olanları anlama çabası vardır. Aristoteles’e güre a.slında insan doğası gereği bilmek ister. Ulaştığı tıım bilgiler, bilgi alanları insan için gerekli ve değerlidir. Bilgi alanları insanın belirli gereksinimleri sonucunda ortaya çıkmıştır.
Pozitif bilimler, uçsuz bucaksız var olî-^ ilkeleriyle bir dü/cn gelirıneye çalışırlj
"Problem gören ve belirli durumlarda yapılması gerekeni gören kişilerin uygun bir antrenmanla - uygun bir eğitimle - çeşitli derecel^ kazanabilecekleri bir bakıştır. Böyle bir bakışı kazandırmaksa, yine böyfc| bakışın sağladığı temel üzerinde ve bir bütün olarak plankanmış bir e^ den, özellikle de felsefe eğitiminden beklenebilir, kişiye yaşarken kend» görmeyi, başkalarına ve olaylara kendi gözleriyle bakabilmeyi - sınırlar jb meşini ve kendi sınırlarını görmesini - öğretmeyi her aşamasında amaçed nen bir felsefe eğitiminden beklenebilir".
"DÜŞÜNCENİN GİZLERİNDE GÜCÜMÜ BULDUM”
(EURIPIDB
Problem yakalayan ve ne zaman ne yapılması gerektiğini keşfeden; yca yollar deneyen yani yaratıcı olan zihinlerin ortaya çıkması ve gelişmesi iça eğitim ön ve gerekli bir adım olup, herhangi bir konuda problem (sonu] bulup tanımlama da, çözüme ulaşmak için ilk evredir. Einstein'a göre; simi-lan belirlenmiş yani tanımlanmış bir sorun yarı yarıya çözülmüş demektir'tesettür (The formulation of a problem is far more often essenlial than its solution). işte problem tanımlandıktan sonraki adımlar da ipuçlarını bulup geliştirme (idea-fiiıding) ve çözüme ulaşmadır (solution finding). Özellikle felsefenin, felsefi düşüncenin belkemiğini oluşturan bu olgularla bilim tarihinde bilimsel düşünce harikalar yaratmıştır. Mayal gücünün ateşlemesiyle, beyin fırtınalarının da (srain-storming) katkısıyla insanoğlu çok önemli bilimsel buluşlar ortaya koymuş ve hatta bu yolla bir bilimsel icat diğerini doğurmuştur Sözgelimi; Edison'un sonradan sertleştirilen bir yüzeye sesi iğne ile kaydederek yarattığı gramofon plağından hareketle "başka bir yüzey üzerine başka bir araçla da yazı yazılmaz mı?" sorusunu soran insan beyni kasetleri, daha sonra da laser ışığını kullanarak plaklara kayıl yaparak compact diski yaratmıştır.tesettür sundu.
