tesettür ve platon felsefe bilgi

tesettür ve platon felsefe bilgi 

«Gerçekten, söyledikleri bu.»
«Haksız da değiller,» dedim. «Çünkü güzel deyimler, sözlerle dolu o yeri sahipsiz gören birtakım değersiz adamlar,^ naklara sığınan hapishane kaçaklan gibi, işlerini güçlerini felsefeye koşarlar, oysa bunlar kendi küçük sanatlarında çokıs ustadırlar. Çünkü felsefenin, bugünkü düşkün durumunda b;, öbür sanatlara göre haysiyeti gene de yüksektir. O bayağı el sıı» larında çalışmaktan bedenleri bozulduğu gibi ruhları da yıpran; sakatlanmış bir sürü düşük yaradılışlı insan bu yüzden felıet arar. Kaçımimaz bir durum değil mi bu?»
«Bunların hâli şuna benzemiyor mu? Diyelim ki bakırcılık edo ufak tefek, kel kafalı bir adam var. Para kazanmış, zincirleıinder kurtulur kurtulmaz hamama koşmuş, yıkanıp temizlenmiş, yemlet giymiş,tesettür bir güvey gibi süslenmiş, efendisinin yoksul düşen, kimse siz kalan kızını almaya gidiyor.»
«Hem de tıpahp benziyor.»
«Böyle bir kan kocadan ne biçim çocuklar doğması beklenir’ Kötü ve cılız yaratıklar, değil mi?»
«Elbet öyle.»
«Eğitim bakımından değersiz insanla olmadıkları hâlde onunla düşüp kalkı şünceler, sanılar doğar dersin? Düped ğil mi? Gerçek bilgelikten hiçbir payı c mi?»kişiler, felsefenin verdij^i tadı ve mutluluğu tstrmış îrr rıtcırdıgını. devlet Yönetiminde kimsenin akıllıca b*r ış r>nnUş, doğruluğu savunmakta yıkıma uğrama<uaT« edeirievekleri kimse bulunmadığını öğrenmiş, lenune arasına düşüp de onların cinayetlerine kaüimvva vahşi yaratıktan durdurmaya da tek başına ^drt ir gibi, yurtlanna ve dostlarına hizmet edemeden, başkalanna da yararlan dokunmadan ölüp şnde-ırdır Böyle bir kişi, bütün bunlan duşünenek başını dinU*r, kendi Işlerivle uğraşır hır Hmma Çkıf4» tor» .(umana kattığı /aman bir iiuvann
zof yaradılışa uygun hiçbir yönetim biçimi yok Bu K yaradılış bozuluyor, kötüye gidiyor. Uzak ülkelerden^ ^ tohum yabana bir toprağa ekilince nasıl cılızlaşırsa ^ rağın etkisiyle nasıl niteliğini değiştirir de biçimsiz nUştirse, filozof tabiah da, kendine uymayan şartlar içi^,^ yitirir, bambaşka bir tabiata dönüşür. Ama kendisi gibi devlet düzenine kavuşacak olursa, o zaman onun gerçekt^ bir tabiat olduğu, öteki yaradılışlarda ve işlerde ise insanü,^, yan bulunmadığı anlaşılır. Tabiî şimdi sen bana bu devletb^j^ hangisi olduğunu soracaksın.» c
•Aldanıyorsun, soracağım bu değildi. Bu devlet,bizimias,^ ğımız mı, yoksa değil mi diye soracaktım.»
«Evet, şu noktası da tamam olursa bizim tasarladığımızsa Hani daha önce demiştik ki böyle bir sitede, senin yasako^ucs rak yasalan yapaıiten kafanda taşıdığın devlet anlayışına bsl lacak, bunu koruyup gözetecek bir görevli bulunmalı.»
«Evet, böyle bir şey söylemiştik.»
«Ama yeterince açıklamamıştık bunu. Çünkü eleştirilerimi ürkütmüş, bunu kamtlamanm uzun ve çetin bir iş olacağını^ mişh. Konunun şimdi açıklayacağım yönü de az çetin değil»
•HangisL»
«Şu: Devletin, yıkılmaktan kurtulmak için felsefeye karşıhıte ne olmalı? Çünkü bütün büyük şeyler tehlike içindedir; atasoite dediği gibi, güzel şeyler gerçekten zordur.»
•Bunu da açıkla, tamam oUun.»
-Açıklayamazsam,. dedim, -istemediğime değil, beceremedıç me v« Anu na«l canla başla uğraşacağımı göreceksin. Her Kt\\ keyi göze alarak, yılmadan şunu ileri süreceğim: Devlet, felsed karşı bugünkünün tam tersi bi^B ’ mmahdır »
«Nasıl olmalı bu?»
«Bugün fetseteyle uğraşaJ Ular.tesettür Bunlar bu yaştan iş ha>^ çağa kadar felsefenin en zor
. PI,ATON • loplu Hıyaloglrf «Onlar, o güzel, serbest tartışmaları
tışmalarda bUtUn gUcU, butün luVkusüy|‘‘“^''"^ doğruyu arayanları; duruşmalarda ya <la ö»u,“*^‘ ğu gibi sonunda sanıdan, çekişme ve bkirçürutm^*^* doğurmayan birtakım parlak sözlere, kelmıccam^^'^ vermeyenleri dinlememişlerdir.» '
«Dinlememişlerdir tabiî.»
«İşte bunları düşünerek konuşmaktan çekmiyordum kat beni zorlayınca dedim ki bir devletin, bir yönetimn^^ insamn yetkinliğe varabilmesi için, şimdi yararsızsayılaı,j"|^ bozulmamış filozofun, mutlu bir zorunlulukla, i-steristtn^' yönetimini ele alması, yurttaşlarının da onlara uyması, devletin başında bulunan yönetimlerle kralların veyaonlir*^ lannın tanrısal bir ilhamla gerçek felsefeye yürekten ba^ gerekir. Bu hâllerden birini ya da her ikisini de olmayacıiin saymak bence saçma olur. Yoksa boş kuruntulardan sözeh^, ruz, herkes» de haklı olarak güler bize. Öyle değil mi?»
«Tabiî.»
«öyleyse, geçmiş zamanın sonsuzluğu içinde ya da bugün» lerinizden uzaktaki barbar bir ülkede en üstün filozof yarada bir zorunluluğa uyup devletin başına gelmişse veya gelecekolu bizim tasarladığımız devlet yapısının kurulmuş, kurulmakta yi-, kurulacak olduğunu, orada artık felsefe Musası'nın egemen ol» ğını savunmaya hazırız. Böyle bir şeyin olması imkânsız de^ olmayacak şeylerden söz etmiyoruz. Ama tasarladıklanmızın luğunu da kabul ediyoruz.»
«Bence de öyle.»
«Ama çoğunluk böyle düşünmez diyeceksin.»
«Olabilir.»
«Sevgili dostum, çoğunluğu bu kadar suçlama. Ona hep yükle,tesettür cek yerde, tatlılıkla meramın, anlatır da bilim sevgisine karşı sövl^ neferi çürütürsen; kimlere filozof dediğini, bunjann ne yarad
olduklannı, ne işler gördüklerini anlatırsan u ı ı
filozof bellediklerinin hiçbir ilgisi olmadığına akim T ^ ğunJuk düşüncesini değiştire^^»:--^ erd.nrsea^
kalabalık başka türlü düşüm insan, kızmayan adama kız,
4'>zo/lan böyle gördüğü f
cevap verecektir sr ^^uşak huylu, kin.
IVvIrJ • VI KıUp
^7 bir adam olunca, kin gütmeyene kın güder mi? Buna !*«'nden bnco ben cevap vereyim; Böyle ters huylu bırkas' insana rasllanah lir, ama çoğunluk böyle değildir.»
•Evet, bunları kabul ediyorum.»
«öyleyse şunu da kabul ediyor musun (^'oğunluk teİM'le\e d\\st değilse, bunda suç, felsefeye destursuz dalan yab.m avlamlannın dır, birbirlerine söven, kötü niyetli davranan, tartışmalan sı'n Km kavgasına döken, felsefeye hiç de yakışmayacak tutumlar ıçıiHİe olan bu şamatacı kopuk takımınmdır?»
«Buna şüphe yok.»
«Oysa Adeimantos, varlığın özünü seyre dalmış iıvsaa gö/lennı insanlann küçük işlerine çevirmeye, onlarla dalaşmaya, onlara hıiK w düşmanlık beslemeye vakit bulamaz. Gözlerini diktiği sımsu» w değişmez varlıkların birbirlerine zarar vcmıeden aklın ve dU/enın ya.salanna uyduklarını görür; onları taklit etmeye, elinden gi'Idığı kadar onlara benzemeye çalışır. Bir insanın hayranlıkla bağlaıuiığı şevlere özenmemesine imkân var mı?»
«Hayır.»
«Tanrısal bir düzenle birlikte yaşayan filozof da bir insanın olabileceği kadar düzenli ve tanrısal olur. Ama insanlar geiH' de her şeye dil uzatırlar, değil mi?»
«Doğru.»
«Böyle bir insan, bir zorunluluğa uyarak, yalnız kendini ona^ makla kalmayıp, yukanda gördüğü düzenin damgasını geri'k let işlerinde, gerekse özel hayatta insanlığın hamuruna ila basmak isterse, sence ölçülülüğü, doğruluğu ve bütün öbür halk erdemlerini yoğurup işlemekte kötü bir usta mı olur?»
«Hiç de kötü usta olmaz,» dedi.tesettür sundu.