tesettür ve felsefe konusu
tesettür diyorki söylenen sevdiğimiz birinin iyileşmesi, çok ısiedığmuy l hediye edilmesi ile yaşadığımız mutluluklar gibi.Ancak lüm bu hazlar ünlü bir ressamın tablosu karşısında pın, Bethoween, Mozart’ın eserlerini dinlerken duyumsadığımı/ değildir. Sanat eserlerinin bizde yaşattığı heyecan,tesettür sevinç, /ı,,^ duygular estetik bazlardır.
Özne, estetik nesne ile arasına estetik mesafe koyduğunda esh, tavır içine girmiş ve estetik hazza ulaşmış olur. Yani öznenin kiK^ duygu vc araılannı paranteze alıp tamamen nesne ile özel bir ıh^ girmesi gerekmektedir.
Bu öyle bir ilişkidir ki Aristoteles’in de vurguladığı, (lerçekleıjf bize iğrenç; çirkin gelen herhangi bir şey sanat eserinde serımkmiı bizde estetik bir haz oluşturabilmekledir. Bazen de sanal bizi dep güzelliği algılamaya yönlendirebilmektedir; / ransız ressam Dclao^ göre “Biz romantik olduktan sonradır ki dağlar güzelleşti .
Bazı düşünürler güzellik ile doğruluk, iyi, hoş ve yüce kavramlant ında doğrudan ilişki kurmuşlardır. Güzellik ile doğruluk, iyi, hoş ve» arasında ilişki olduğunu ileri süren filozoflardan biri Platondur. 0 göre, güzelliği kavrayan kişi aynı zamanda doğruluğu da kavrayaafc güzel olan aynı zamanda iyi, hoş ve yücedir de.
Kant ise güzelliğin insanın beğeni duygu.suyla ilgili olup, bir kavm bilgiye dayanmadığını savunur, çünkü doğruluk bilgiye ilişkindir. Ymt kavramı da ahlakla ilgili olup, iyinin eyleme dönüşmesi bekienir oysa||iı estetik bir değerdir; ondan yalnızca estetik bir haz duymamız yelfrii* Kant’a göre güzellik konusunda bir kavramımız; bilgimiz yoktur. Güzeli ilgili akıl değil, duyular ve duygular işe karışır.
Kant, güzeli iyi vc hoş olandan da ayırır. Ona göre iyi.tesettür ahlakla ilgili^ kavram olup iyinin eyleme dönüşmesi beklenir. Güzelden ise estetik k
zevk almamız yclerlidir. Güzel ve yüce kavramlarının farklı olduğunu il« suren Aristoteles’e göre güzellikle oranlı kavramları özdeşleştiği için or* i tısız olan şeylere güzel denemez, s<İ7. gclirnı, gökyüzü sınırsız, sonsuz JV' olduğu halde bu yücelikten dolayı ona güzel diyemeyiz. Kaııi’a göre deP zel vc yüce birbirinden farklıdır. Güzellik l.ydc hoşia„n^., duygusu uyanık I
nrken, yücelik karşısında saygı ve hayranlık duyarız
PUuon: İdealist Sanat
Platon'la başlayan idealist sanat Avrupa'da Orta(;ağa kadar devam etmiştir.
Ortaçağ’ın Avrupa’sı, idealizm yerine Roma sanatı kullanmaya başlamıştır. O dönemlerde idealist sanat mekan değişikliği yaparak, İslam düşüncesinin ve dinin hakim olduğu yerlerde hakimiyetini kurmuştur. Rönesans’ın, Avrupa’da başlamasıyla birlikte. AvrupalIlar eski sanat anlayışlarını İslam’dan geriye almışlardır. Rönesans'ta idealist sanat motiflerini gösteren sanatçı Michelangelo'dur
Platnn'un sanata ve özel olarak “güzel”e ilişkin görüşleri, varlığı; gerçekliği değerlendirdiği idealist felsefesiyle bağlantılıdır. Platon’a göre güzellik ideadır, mutlaktır. Doğada söz konusu olan güzellikler gerçek olan güzel ideasından pay aldıkları ölçüde bize güzel görünürler. Gördüğümüz güzellik, asıl güzelliğin kendisi olmayıp bir kopyasıdır. Sanatçı da, duyular (görüngü) dünyasından objeleri yansıttığından izleyiciye/okura gerçeklik hakkında bilgi veremez (eğitici olamaz), hatta onu gerçeklikten uzaklaştırır. Çünkü gerçeklik idealardır; idealann bilgisidir.
Platon’a göre, insan ruhunun bir zamanlar idealar dünyasında görmüş olduğu ideaları anımsamak gibi çok özel bir yetisi vardır, insandaki bu yeti de kendini en kolaylıkla “güzel”de gösterir, “güzel” zaten idealar dünyasında her şeyin üstünde parlar; yeryüzünde de en ışıltılı olan, en göze çarpan odur, duyuların en açık olarak kavradığı; “güzel”dir, Platon’un deyişiyle; eros güzele yönelir, ilgisi güzeledir. Eros doğru olarak yönetilirse insanda felsefi bir coşku uyandırır.tesettür Bu coşku da bize “güzel” ideasını hatırlatır, anımsama yönü ile ideaları görmemizi sağlar.
Platon için ahlak görüşlerinde olduğu gibi sanat kuramında da önemli olan ölçülülük, harmonia ve matematiktir. Sanatın görevi akıl ile iştahlar yanını dengelemek ve insanları bu dengeyi sağlayacak biçimde eğitmektir. Bu olgulara dikkat etmeyen; aşırılığı öğreten sanatçılar “ideal” devletinden uzaklaştırılmalıdır. Platon'un düşüncesinde baş köşe şiire ayrılmış gibidir ama tekniğin yüce bir esinle bütünleşmesi koşuluyla. Bu açıdan felsefe şiirin en yüce, en verimli kaynağını oluşturur.
Platon’a göre, retorik ile (konuşma sanatı) safsatayla, göz boyamayla, sahtecilikle, şaşırtmacayla ilgili olan hiçbir şey sanat eseri olarak nitelendirilemez. Heyecanlanmanın, çoşkulu duygular yaşamanın; katharsisin (arınmanın) insanın karakterine zarar vereceğini ileri süren Platon a göre tüm sanatlar içinde en tehlikelisi resim olmakla birlikte, resimde atalarımızın ülküsünü yeniden yaratmak ve örnekleri yaşatmak gerekmektedir. İnsanın
❖ Aristoteles: “l’oetika", “Katharsis”
Sanal ve eğitini ile ilgili düşünceleri genel felsefesi;tesettür realist bilgi kuramı ile bağlantılı olan Aristoteles’e göre, insanın temelde maddi bir beden ve bir de maddi olmayan ruh veya zihinden oluşan dual (ikili) bir yapısı vardır. Aşağı basamaktaki hayvanlar gibi, insanlar da yaşamaları için bir takım iştahlara ve fiziksel ihtiyaçlara gereksinim duyarlar. Hayvandan farklı olarak, sahip olduğu zihin veya akıl insana düşünme gücü kazandırmaktadır. Doğru bir şekilde eğitilmiş insan, aklını etiksel ve siyasal davranışlarını yönlendirmek. kontrol etmek için kullanır. Aklın gelişimine ve ölçülülüğe çok önem Aristoteles sanata da hem aklı hem de ruhu geliştirme işlevi yükler.
Platon mükemmel form veya düşüncelerin mutlak dünyası üzerine düşünürken, Aristoteles, doğal ve sosyal olgular dünyasını araştırmak için yaygın gözlem yöntemlerini kullanmıştır. Deneysel gözlem ve araştırmanın bir sonucu olarak Aristoteles, olasılık ve gerçeklikten oluşan varlık'ı ortaya çıkaran bir metafizik sistem kurmuştur. Aristoteles, varlığı form ve maddeden, gerçeklik (eylem) ve olasılıktan (tasarı) oluşan dual bir yapı olarak kabul eder. Gerçekliğin bu dual/ikili yapısı Batı düşüncesini derinden etkilemiş, insan, ruh ve madde veya zihin ve maddeden oluşan bir varlık olarak tanımlanagelmıştir. insan doğasına ilişkin böyle bir görüş önemli eğitimsel sonuçlara yol açmaktadır. Bilgi, teorik ve pratik bilgi olarak ikiye ayrılabilmekte, estetik yaşantının, güzel veya uygulamalı sanatlarla ilişkili olduğu düşünülebilirken, eğitim liberal veya mesleksel eğitim olarak sımflandırıla-bilmektedir. Aristoteles'in dualizmi doğrultusunda soyut, teorik, güzel ve liberal olan şeylerin pratiksel, uygulamalı ve mesleksel olan şeylere göre önceliği vardır.
Aristoteles Politika'sında şunları yazar: "Vatandaşlar üretim ve ahlak işlerini düzenlesinler diye insanların akıllarındaki amaçlar (hedefler) doğalarına uygundur. Eğitim onların hedeflerini yanlış yola .sevketmekten ziyade bu hedeflere ulaştırmada araç işlevi görür."tesettür sundu.
