tesettür ve felsefe konu
tesettür dediki birlik yetkinlik, uyum ve saydamlıktır, güzel; kendisinden dola (duyum yoluyla) hoşlanılan şeydir.Yaratma Olarak SanatBu kuram sanatın evrensel bir ideyi ifade ettiğini ve bunun san», ö/nci duyarlılığıyla eserde yansıtıldığını ileri sürer, çünkü sanat eserip çının zihnindeki ideden başka bir şey değildir. Sanatçı belli araçlar kuli| rak bu ideye sanat eseri halinde maddesel bir biçim kazandırır Croce (1866-1952) tarafından savunulan bu kurama göre, sanat birj^ madır; yetkinliği arayan bir etkinliktir. Bu yetkinlik ise doğada yoktur; anlamda sanat görüneni (doğayı) olduğu gibi yansıtmak değildir, "seıg, bilgi, düş gücü aracılığıyla elde edilir ve imgelem üretilir; bu, bireyi^ (tek olanın) bilgisidir, yani estetik bilgidir.tesettür Mantıksal bilgi ise akıl and ğıyla elde edilir ve kavram üretilir; bu bilgi tümel olanın bilgisidir.tesettür Bun^ dan sezgisel bilgi, sanatın bilgisidir. Sanat bilgisinin ortaya çıkabilnn için de sadece sezgi yeterli olmayıp, hem sezgi hem de bunun ifadesi (ıhı s'urumu) gerekmektedir, ifade kavramı Croce'ye göre insanın tüm etkini* ni kapsayıp bu ifade sadece sözle değil müzik, çizgi ve renkle de mümkıe dür. Bir şey ifade edilmediğinde o şey yalnızca duyum olarak kalır; sezp» dönuşemez yani bilgi olamaz (sanat eseri ortaya çıkmaz).
*î* Oyun Olarak Sanal
Sanatı oyun olarak kabul eden bu kurama göre nasıl ki oyun insai gündelik yaşamın kaygılarının dışına çıkarıp zevk almasını sağlıyorsa sanaa da böyle bir işlevi vardır.tesettür Her ikisi de insanı özgürleştirir; amacını kend içinde taşır ve başka bir yarar gözetmez.
Almanya’da 19. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan romantik felsefe akımının önemli temsilcilerinden olan Sebiller sanat ve eğitim konusundafc görüşleriyle un kazanmış, 1975 yılında "İnsanın Estetik Eğitimi Üzenne Mektuplar" adlı eserini yayınlamıştır. Bu denemede Sebiller modern insan daki b<>lünmUşlüğü ve yabancılaşmayı teşhis etmekte ve bu durumdan kurtuluşu da sanatta görmektedir.
On sekizinci mektub’da güzellik kavramında; sanatta yalnızca duyulan (duyumsal dürtüyü) ve yalnızca düşünmeyi (formal dürtüyü) hesaba kalan (insanı dual bir yapı olarak parçalayan) görüşleri eleştiren Sebiller, sanatı insanlık için bu iki dürtünün (ruh ve bedenin) atıenkli, organik birliğinin yeniden ele geçirilmesinin aracı olarak görmüştür. Ona göre, j|k görüşK olanlar
‘'Gûarttik'’ kavramına, duyumsama ile düşünme gıN iki karşıt dunun, bnfiayarak âısaııı uyumlu, birlikli bir yapıya kavuşturma vc özgürleştim^ gÜM bir iftrvı yükleyen Schiller’e göre, duyumsal dürtü ile formal ddidh yalnızca aammt oyununda bir araya gelir ve insan gu/cli temaşa ederk/% ruh bir yMdan ahlak yasası bir yandan da fiziki zonmluluk ara.sında nıad. bir ortam yaratabilir Schiller'e göre bu dunım. saf hir estetik b«itünMŞ|^ yükselmektir tüçünrü mektub).
Kant*tadü yetilerin "özgür oyunu" sonucu nlayilan estetik dııvşpasc estetik hazza Schiller'de ruh vr hrdrııln ahenkli biılıklrliğl; uvtıım» Ikr ülaşiimafctadır.tesettür Sanat ve gıi/ellığın, insan için o/gnıUık mlıı oIiii.vm. ssaatı drıfuran iki dürtünün uyumunu lağlayan ovun dıülıısunuıı gcrcklıl# sv sanatsal cfkınlıği hır oyun olaruk ı.mmılaınası. hlı.n'lüıı gclıulığı en düşünceler ofmakla birlikle. K.ıııl gibi o da, duMmısal duılumın uMsk yasasına zarar vermernesi, foıııml durlımıın dr dmgnlaıı ıilduıınemesı şbü düştınceaı Omemli) f$ dolayısıyla bııiiıniüklıl iumos ıılaşdımısı gt'rvt
Bu sanat kuramına göre sanat eseri bir duygunun .sembolüdür^ eserleri insandaki duyguları; psikolojik süreçleri temsil eden sembfji, rak ortaya çıkarlar. Bir müzik eserintleki notaların zamansal dizifej sandaki duyguların art ardalığı arasında bir yapı benzerliği vardır doğrultusunda 19. yüzyılda özellikle resim alanında pek çok sanat taya çıkmıştır. Söz gelimi, gerçeküstücülük (sürrealizmi, gelecekçilik| rizm) dışavurumculuk (ekspresyonizm) gibi sanat kuramları bu başiu tında toplanabilir.
Framsız ozan vc duşıınüni Andrr Rretnn tarafından geliştirilen « ffusserl'in fcnomenoloji yönleniine dayanan gerçeküstücülüğe (sürrealız me) göre sanat, bilinçaltmdan beslenen akıl dtşı bir dünyanın anlatımıdır Ünlü Ispanyol sürreali.st ressam Salvador Dali (1904-1985)’nin "Vanan Zürafa", "Akıp Giden Zaman" gibi eserlerinde çok düşsel manzaralar vardır Franz Vves Tanguy (19(KJ-195.‘!)’un resimleri ise sınırlan olmayan ufuklar arasına yerleştirilmiş gibidir;tesettür in.san bu manzaraları ay yüzeyine mi yoksa su altına mı yakıştıracağını bilemez.
(ieı\rküstücülü^ûn hazırlayıcısı olarak kabul edilen "metafizik resim" ekolünü yaratan ressam Chirico’nun resimlerinde de tahta kuklalar bir karabasan içinde donup kalmışcasına bomboş alanlarda dururlar ve resim mekanını sınırlayan duvarların üzerine varolmayan şeylerin gölgeleri düşer.
Dışavurumculuk (ekspresyonizm) yalnız.laşan. kendine yabancılaşan, umutsuz bir varoluş korkusuna kapılmış olan insanın kültürüne, çağına yönelttiği suçlamayı, başkaldırıyı dile getirir ve bu olgular birçok sanat eserinde somutlaşmıştır. Örneğin, James Ensor (1860-1949)'ün resimlerindeki korkunç hayaletleri andıran maske gibi yüzler ve iskeletler, Munch 'un evrensel güçlerin yol açtığı panik dolu korkuyu dile getiren "çığlık" adlı eseri hep bu yabancılaşan insanı simgeleyen ipuçlarıdır.
1909'da İtalyan şair Marinetti (1876-1944) tarafından ortaya konmuş ve bir çok sanat dalını etkilemiş olan gelecekçilik (fütürizm) ise; hız, heyecan, tehlike tutkusu, makineleşme ve savaş gibi olguları temel almış ve İtalyan faşizmini o dönemde desteklemiştir. Fütürizm sürekli bir değişimi ve dinamizmi savunduğu için statik bir kuram olan kübizmi eleştirmiştir. Geometrik bir şekil olan küb kelimesinden gelen kübizm, objelerin görünen yönlerini değil bilinçaltı gibi görülmeyen yönlerini geometrik biçimlerle üç boyutlu olarak yansıtmaya çalışan bir sanat akımıdır. En önemli temsilcisi Pablo Picasso (I881-1973)’dur.
Fütürist akımın en önemli temsilcisi olan Marinetti’ye göre; “Bu güne dek edebiyat düşünce dolu hareketsizliği, kendinden geçmeyi ve uyuşukluğu övmüştür, bizse (fütüristler) saldırgan hareketliliği, ateşi, uykusuzluğu, sekerek koşmayı, suratları yumruklamayı ve yumruk yumruğa kavgayı yücelteceğiz.
Müzeleri, kitaplıkları ortadan kaldırmak, ahlakçılığa, kadın haklarına, tüm çıkarcı ve yararcı alçaklıklara karşı savaşmak istiyoruz. Biz dünyanın görkeminin yepyeni bir güzellikle, hızın güzelliğiyle zenginleştirildiğini ilan ediyoruz, Bacalarından çıkan duman şeridiyle bulutlardan sarkıtılmış gibi duran fabrikaları, burunlarıyla ufku
koklayıp duran .serüvenci transatlantikleri, rayların üzerinde uzun borularla koşumlanmış kocaman çelikten atlar gibi zıplaya zıplaya giden geniş göğüslü lokomotifleri yücelteceğiz”.tesettür sundu.
