tesettür ve felsefe bilgileri
tesettür dedikiYunanca “tekhne” ve Latince “ars” terimlerinden türeyen sanat kavramı İlk Çağ ve Orta Çağ boyunca zanaattan ayrılmamıştır. Ressamlar ve heykeltraşlar hırdavatçılar, boyacılar, mermerciler, ecza satan baharatçılarla aynı loncada yer almışlar, sanatçı aynı zamanda sarayın ve kralın z.anaatçısı olmuştur. Endüstri devriminden sonra sanatçılık ile
sanatçılann o/çün yorumlanvla scrımleııdiği gömlmekiedir ı tre. Sınu^nc de Beauvouır \e Albert Canuıs gibi yazar vc düşu^u biyat yapıtlanntlaki ana eksen (ana kavramlarından biri de olan) varohışı^ felsefedir,tesettür 't ine ger»;cküslü, metafizik ve expresyoni^*' lerde yabancılaşan, başkaldıran insan vardır. ^
Kiloroflar ve sanatçılar bu ç«/ııııılcmc-yargılanıa ve değişimi bei,^ zaman xe mekan kesiti için ongonnemekte ama. buna karşın bu üçiij^ tarihsel süreçte insan varlığı ü/erinde dolaylı .salt etkisini yava^ göstermektedir. Eğer bu Nnle olınasaydı, birbirlerinden oldukça ^ gelenek ve göreneklere sahip toplumlar arasındaki iletişim olanaksm^ dünya tarihini oluşturan toplumlar arası her alandaki ilişkiler basjj^ datmacalar olarak kalırdı.
İlk Çağdan itibaren ortaya konan sanat eserleri ve felsefe o kadar ek leşim halindedir ki, sadece sanat eserlerini izleyerek bile düşünce tan^ çağlara damgasını vuran düşünceleri çıkars«ıyabiliriz. Felsefe ile sanatlım ilk varolduğu sürece varolacak ve düşüncelerin; toplunıların değişimmıı gelişimini sağlayacaktır.
Tarih boyunca Filozoflar (eğitim, hukuk, siyaset olgularında olduğu j bi) sanatı ya bir olguya; yüce bir değerc/faydaya hizmet etmesi gereken k olgu ya da kendine özgü içeriği, kuralları olan, özgürce farklı sanatçü tarafından yaratılmış özgün eserlerin alanı olarak değerlendirmişler v bunu yaparken de hep hareket noktalan kendi felsefeleri doğrultusundi “insanın doğası” olmuştur, ilk görüşü savunanlara göre sanat bir araç; td tek sanat eserlerinin öneminden, sanatçının önceliğinden hareket eden ila» ci görüşe göre de sanat; her bir sanat eseri başlıbaşma bir değer; bir amaçor sanatçının özgün yaratımı önceliklidir.
Bir görüşe göre, sanatsal sorunlara sanat alanında olan bitenin kendi sinden hareket ederek bakmak elverişli ama sanat yapıtlarını ve bu yapıll» nn etkisini “başka bir şe>”in aracı olarak görmek çıkmaz bir yoldur. Burada sözü edilen “başka bir şey” bir varlık kavramı, bilgi kuramı, ahlak kuram ya da devlet kuramı, vb. olabileceği gibi naturalizm, cmpre.syonizm, kübizm, vb türünden herhangi bir “i/m” de olabilir. Oysa ftzgün sanat vapitlan kuramlara veya “İ7m**lcrc göre ve bunları desteklemek üzere yaratılmamak-tadır. Şöyle der Picasso: “Biz kübizmi icat ettiğimizde kübizmi icat etmek gibi bir niyetimiz hiç yoklu; sadece fimizde olup bitenleri ifade etmek isliyorduk, başka bir şey islcmi.vordıık.
Tmktk Olarak Sanal
İlk nio7onarın<<Mn Platon ve Aristoteles sanatın bir laUııten (mı-mesıst ibaret olduğunu ileri sürerler. Yine bu rılonıflara jtbre. her sanal anlamlı bir form halindedir;tesettür parçaları ve ayırıcı ytînleri arasındaki belli Nr ilişkiden meydana gelir. Platon için güzel;tesettür mesviana grlmev'en ve \\>k viimayan, ba^ka bir şeye dönüşmeyen, sonsuz, en yuk>ek idedir Ru güzellik, kendisinden hoşlanılan ve bizde özel bir duygu uyandıran btr şev olarak, uyumlu (harmonık) ve simetrik olanın içinde ışır. Bu ışımayı da insan duvum (aisthcsis) yoluyla kavrayabilir.
Platon için sanal, ani, doğal ve içten bir arayıştır. Sanal bir keşiftir. Svv kvmusu olan uyumu bulmaktır. Ya da hepimizin içuıde hep saklı bulunan görkeme yeniden kavuşmaktır. Platon, duyulur dünyadaki gelip geçici olan, kişiden kişiye ve konumdan konuma değişen güzelin karşısına hep var olan ve değişmeyen güzel idesini koymaktadır. Symposion (Şölen) adlı dnakığunda güzel idesi için şöyle der. “Bu güzel, bir bakıma guıel bir bakıma çirkin, bugün güzel yarın çirkin, şuna göre güzel buna göre çirkin, Mr yerde güzel bir yerde çirkin, kiminin gözünde güzel kiminin gözünde çirkin bir güzellik değildir.”
Platon'un düşüncesinde baş köşe şiire aynimış gibidir, tekniğin yüce bir esinle bütünleşmesi koşuluyla. Bu açıdan felsefe şiirin en yüce, en verimli kaynağını oluşturur. Bununla birlikte Platon, retorik (konuşma sanatı) ile salatayla, göz boyamayla, sahtecilikle, şaşırtmacayla ilgili olan hiçbir şeyin sual esen olarak nitelendirilmeyeceğini belirtmiştir. Tüm sanatlar içinde PUıon’a göre en tehlikeli olanı resimdir ama, resimde her zaman atalanmı-nn ülküsünü, geleneklerini yansıtmak yoluyla bu tehlikeden kıvunnıak mümkündür.
Anstotelcs’e göre sanal; bir taklit (mimesis)tir. .Sanatçı Ooğa un.sur-lannı. insan ilişkilerini kısaca “olanı” değil “olabilir olanı” yansıtır. Ari$> loleles. sanatçının “olanı” kopye ettiği eserlerinde büyük bir benzerlik yaralıığını ancak “en güzel olanı” yakalayamadığını ileri sürer.
Güzel. Plotinos için de “idede ışıyan şey”dir, o Tanrının saydamlığıdır ve ondan ancak ruhun arınması (katharsis) ile pay alınır, Ptolinos'a göre mimari, laşlannı ortadan kaldırdığımızda binadan geri kalan şeydir. Yani mimari bir eserin bir ideası (düşüncesi) vardır, onun maddi uıısıırlan (taşUr)nı ortadan kaldırsak bile ideası zihnimizdede hep iar olur.
Ptalon'dan etkilenmiş olan Plotinos'un estetik anlayışı Orta (,'ağda da benimsenmiştir. Augustinus ve Aquinolu ThomasŞa göre güzelin ölçütleri;tesettür sundu.
