tesettür ve felsefe konularimiz
tesettür dediki Itir iddiayı dile getiren yargılar gerçeklik ve deflerler ile ilgili yargılar olarak ikiye ayrılır. Gerçekliğe ilişkin yargılar nesneler alemiyle ilgilidir. "Su yÜ7 derecede kaynar” yargısı böyledir. Oysa değerlere ilişkin yargılar örneldir ve bu yargıların banlan "gürel" ve "çirkin" gibi yargılar olup bunlara estetik yargılar denir.Estetik yargılar suje ile obje arasında ortaya çıkan farklı bir bilgi türü olup bu bilgiye bilimsel yöntemle ulaşılamaz. Rılımlerde farklı sonuçlara aynı bilimsel yöntemle varılır.tesettür Sanat eserleri ise çeşitli malzeme ve yöntemler kullanılarak yapılır. Yine sanalla obje olan şey en başta insanla, insan ilişkileriyle, insan durumlarıyla, karakterleriyle, oıııııı varlık dünyasındaki yeriyle, insanın her çağ ve durumda içinde bulunduğu problemlerle ilgilidir.
Bilim alanlarında elde edilen kuramsal bilgiler geneldir; evTcnseldir herkese mal olur, birey ya da gruplara göre değişiklik göstermez. Sanat alanında ise her bir obje daima yemden ele alınır ve her seferinde yeni bir olgu, mesaj ortaya konulabilir. Sanat eseri izleyici, dinleyici ya da okuyucuda estetik bir deneyim ya da duygunun doğuşuna neden olur. Hu duygu günlük yaşamda hissettiğimiz duygulardan tamamen farklıdır
Estetiğin yargıları “sevap, günah" biçimindeki dinin yargılarından ve “iyi. kötü” biçiminde ileri sürülen ahlâkın yargılarından da farklıdır. Estetik yargılar güzel ve çirkin sıfatlarıyla ifade edilen yargılardır, tamamen öznel olup beğeniyi yansıtırlar.
Bir sanat eserini "güzel" olarak niteleııdirirkcn bu değer o eserden kaynaklanan bir şey midir? \'uksa bizim e.sere ulfrltiğimiz bir kavram mıdır? İşte bu konuda öznelci ve ııesnelri kııraın olarak iki karşıt görüş ortaya çıkmıştır.
• Ortak estetik yargıların varlığını reddeden öznelci kurama göre; kişilerden bağımsız bir estetik değer ortaya çıkamaz; bir .sanat eseri değerini insanda uyandırdığı duygulardan: estetik yaşantıdan alır. Itscrin kendi başına taşıdığı bir değer söz konusu değildir, bu nedenle ortak estetik yargı da olamaz.
Öznelci görüşü savunan düşünürlerden t'roce’ye göre sanatçı tamamen öznel bir estetik yaşantıyla eserini oluşturur, dolayısıyla bu eser bir bilim adamı tavrıyla ele alınıp nesnel olarak değerlendirilemez. Nesnel bir güzellik olmadığı gibi nesnel bir estetik değerlendirme de olamaz. Bu nedenle bir
Michael Landmann
Landmann’a göre bugüne kadarki antropolojiler kültür antropoloji için bir başlangıçtır. Esas kültür antropıolojisi geleceğin kültür antropoloji olacaktır. İnsanı doğal yaşam dünyasından koparmadan bütün olarak c' alan tek disiplin kültürel antropolojidir. İnsanın yaşam dünyası onun kültı rüdür. İnsan organ özelleşmesi olmayan, dünyaya açık bir varlıktır. Tek U instinktleri olmadığı için önceden nasıl davranacağı bilinmez. İnsanın i yönü yaratıcı yönüdür. İnsan bu yaratıcılığı ile özgürdür; yaratmak için c gür olmak gerek .
1.İnstinkten dolayı özgür olmak
2.Kendi kendisini belirlemek için özgür olmak.
Yaratıcılık, özgürlük, dünyaya açık olma insanın en önemli yetileric özelleşmemiş; belirlenmemiş olduğu için kendi kendisini belirlemelic »unu da yaratıcılıkla yapacaktır. Bu durum insanı tehlikeye sokmaktac layvan doğanın istemediği şeyi yapmıyor, birtakım biyolojik özelliklerin lolayı belirleniyor, kendini belirlemiyor ama insan en iyiyi ne kadar)
jjliOtü olanı da yaratabilmektedir, insan olmak demek, cesaretli olmak-jjtnıvaratma hem de tehlike içinde olma imkanını taşıyor insan.
Hayvan hep kendi türünün özelliklerini gösterir,tesettür oysa insan kendi türu-jjıgu JavTanışları yapmakla birlikte, kendine özgü eylemlerde bulunarak inn da dışına çıkabiliyor. Çünkü insan aynı zamanda bireydir . İnsan ile arasındaki psiko-fizik farklılıklar insanı belirlemede yetersizdir.
Itnıli olan daha önceki kişilerin tecrübelerinin daha sonra gelen kişiler ^ndan geliştirilmesidir. İnsan aynı zamanda yaratıcıdır. Yarattığı da; 0ıur"dür.
0?aman İNSAN, şu ifadelerle tanımlanacaktır;
-Kültür yaratığı olarak insan
-Toplum yaratığı olarak insan
-Tarih yaratığı olarak insan
-Gelenek yaratığı olarak insan
Kültür yaratığı olarak insanda; birey açısından bakıldığında kültür tara-iffldan pasif olarak yaratılma öncelikli. İşte bu pasif yaratılmada birey kültür nratığı oluyor, çünkü belirli bir kültür tarafından belirleniyor. Tecrübeler toiktirilip aktarıldığı için kültür tarafından belirlenme ve belirleme söz tonusu. Biz kendi sübjektif geistımızı getirirken aslında bulunduğumuz objektif geist oluyor.tesettür sundu.
