tesettür modelleri ve balkanlar bilgi

tesettür modelleri ve balkanlar bilgi

 Üst yönetim olarak Osmanlı'ya bağlı olan Karadağ kabileleri, kenj en ünlü aileler arasından seçilen ve ruhani bir kimlik de yüklenen tarafından yönetiliyordu. Cetinje’de oturan vladikalar, daha sonra ülk H ğımsızlık gayretlerinde önemli rol oynadılar. Dağlarda nispeten bağı Karadağlılar, çoğu zaman Osmanlı devletine karşı isyankar bir tavır takın bölge çatışmalara sahne oluyordu. Osmanlı güçleri isyancıları cezalanj'''* için defalarca Cetinje’yi ele geçirdilerse de, bu başarılar geçici kalmış, sonra tekrar eşkıyalık hareketleri başlamıştır. Buraya büyük bir ordu menin mantığı ve gereği yoktu; zaten coğrafi yapı buna müsait değildi. Hjj birlikler ise karşılarında kendilerine denk güçler buluyorlardı.
Burada belirtilmesi gereken bir nokta var: Karadağ gerek ücra ve strats]} olmayan konumu, gerekse yetersiz şartları sebebiyle Osmanlı tarafından önen, senmemiştir. İçişlerinde bağımsız bırakılan kabileler, hem alışık olmadıklin hem de fakir oldukları için imkan ölçüsünde haraç vermekten kaçınmışlar,bıut genellikle yönetimle aralarını bozmuş, cezalandırma girişimleri ise direnişvelj. yanları artırmıştır. Gerek İşkodra, gerekse Hersek sancak beylerinin İstantal'u hilafına halka sert davranması, ki Karadağ halkı zaman zaman padişahaşikaye te bulunmuştur, Karadağlıların direnişini kamçılamıştır.
Balkanları yöneten kimselerin ve askerlerinin genellikle Balkan kökenlid malarını ve Türk asıllı yönetici ve askerlere göre halka çok sert davrandıkli rını unutmamak gerekir. Bunlar içinde en başta buranın ilk sancak beyiolaj İskender Crnojevic’i anmak gerekir. Bir zaman kendi ailesinin yönettiği ülkeyi Osmanlı adına yönetici olarak atanan İskender Bey, halka çok sert davranraıytıı Balkan asıllı yöneticiler Anadolu ve diğer yerlerde de benzer biçimde davran mışlardır. Dolayısıyla 16. ve 17. yy’larda Karadağ kabilelerinin tutumunu!» ğımsızlık mücadelesi şeklinde vermek içinde büyük hataları barındırmaktadıı Ayrıca, aşağıda görüleceği üzere, Osmanlı ile mücadelelerinde Karadağlılar hep Venediklilerle birlikte savaşmışlar, buna rağmen Osmanlı burada daima haşan İl olmuştur. Halbuki Batı Hersek, Dalmaçya ve Mora gibi yerlerde Venedikliler Osmanlı’ya karşı büyük başarılar elde etmişlerdir. Bu durum hem Karadağlılara ‘bağımsızlık’ aşkının sanıldığı kadar büyük olmadığını, hem de Osmanlı yöneh minin burada güçsüz olmadığını göstermektedir.
16. yy'da çoğunlukla vergi yüzünden çıkan rahatsızlıklar zaman zamanmûıı ferit kabileleri isyana yöneltmiş, ancak İşkodra ve Hersek paşalarının sertcevi ile bunlar kanlı şekilde bastırılmıştır. Bu isyan denemelerinin siyasi içeriği faili değildir. 17. yy ile birlikte devletin iç sarsıntılara uğraması ve bunun etkilerini» Orta Avrupa cephelerinde hissedilmesi ise, Karadağ’daki isyan girişimlerinesi yasi içerik ekleyerek bunları nispeten artırmıştır. Bu konuda dönüm noktasın uzun süren Girit savaşı teşkil eder. 1645’te Osmanlı bu adayı Venediklilerden almak için çıkarma yapınca, onlar da bütün cephelerde karşı saldırıya geçtiler
Kotorve Budva gibi Karadağ şehirlerinin Venediklilerin elinde olmasının ve tari-lıltecrübelerin de etkisiyle, Venedik'in en başta Karadağlıları kışkırtması doğal Ancak 1649’da Venedikliler sadece Risan'ı alabilmişler, Bar'da bozguna uğ-^ınışlar, Cetinje'ye kadar sokulan Venedik ve Karadağ güçleri püskürtülmüştür. östelikKotor bir süre Türk kuşatmasına maruz kalmıştır. Girit savaşının son yıl-Ijrı aynı zamanda Karadağlı isyancılar için karanlık günler olmuş, düzenlenen cezalandırma seferlerinde isyana karışan 57 knez de dahil, isyancılar kanlı şe-1 Icildeortadan kaldırılmıştır.
i Ancak OsmanlI’nın bu başarısı daha çok baş ağrıtacak yeni bir oluşumu neti-I ceverdi. Karadağ'dan kaçan pek çok kimse, Venediklilerin elindeki Kotor körfezi (Boka Kotorska] bölgesinde birikmeye ve burada haydut çeteleri (hajducka öeta] j oluşturarak Osmanh yönetimindeki bölgeleri mutat rahatsız etmeye başladılar, j Bunlar Anadolu’daki Celali eşkıyası ile Rus Kozakları arasında bir konumdadırlar, yağmadan başka gelirleri olmadığı için, sadece Karadağ ve Hersek’teki Osmanh topraklarını değil, Dubrovnik’i, dolayısıyla burada fazla Müslüman olmadığı için j genellikle Hıristiyan ahaliyi taciz etmeye başlamışlardır. Hem Dubrovnik’in şikâ-i yelleri, hem de 1669’da savaş halinin sona ermesiyle, barışı korumak isteyen i Venedik bunları Kotor koyundan kovmaya başlamıştır.
tesettür modelleri i Ancak Viyana bozgununun ardından Venedik’in de Osmanh karşıtı ittifa-! ka katılması üzerine, Karadağ’da savaşlar yeniden başlamış ve haydut çeteleri i önem kazanmıştır. Bu çeteleri ve kabileleri kışkırtarak OsmanlI’nın üzerine salan Venedik, bu cepheye yeterli yardımı sağlayamamış, İşkodra Beyi Süleyman Paşa Karadağ’a girerek hem Cetinje’yi tekrar ele geçirmiş, hem de özellikle iç bölgelerdeki (BrdaJ kabileleri yola getirmiştir. 1683-99 arasında dört büyük devlete karşı savaşan ve pek çok toprak kaybeden Osmanh devletinin, Karadağ’da aksine hakimiyetini pekiştirmesi dikkate değer (Bundan kale ve şehirleri anlamak gerekir). Üstelik bu yıllarda Kosova ve Kuzey Arnavutluk’ta Sırplar ve Hıristiyan I drnavutlar İpek (Pec) başpiskoposluğunun kışkırtmasıyla büyük bir isyan baş-I latmışlardı.
1696’ya kadar vladikalar seçimle gelirken, o yıl seçilen Danilo Petrovic, yönetimi kendisinden sonra yakınlarına bırakarak bir hanedan kurmuştur. 16 yıl sûren savaşlardan Osmanh Karadağ’da güçlenerek çıkmış, ancak Karadağlılar da Danilo’yu kazanmışlardır. Vladika Danilo tüm gayretlerini ülkesinin bağımsızlığına vermiştir. Fakat Karadağ'ın bağımsızlık mücadelesinin kurbanları İslam’ı seçen (Türkleşmiş, Poturica) Karadağlılar olmuştur. 1709 yılında soydaşlarıyla iç içe yaşayan Müslüman Karadağlılar büyük bir kıyıma tabi tutulmuştur. Bu Itıyıram ardından geleneksel Karadağ bölgesinde (daima Bosna’nın bir parçası elarak kalan Hersek Novi bölgesini ayrı tutmak gerekir) pek Müslüman kalmamıştır.
Danilo’nun zamanı, Rusya’nın Deli Petro önderliğinde genişleş lojisini sistemleştirdiği ve tüm-Slavcılığı buna temel yaptığı zamana ' Balkanlardaki, nispi de olsa tek bağımsız Slav topluluğu Karadağlılar Petro buraya ilgi göstermiştir. 1710'da Osmanlı ve Rusya savaşa başladıi^j^j^^
Petro Karadağlıları ayaklanmaya teşvik için buraya adam göndermiştir. Çar’ı Prut bataklıklarında sıkıştıran OsmanlIlar, Balkanlarda da önce He bölgesini denetimlerine almışlar, ardından 1712'de Ahmet Paşa komutası^' Karadağ'a girerek her isyanda elden çıkan Cetinje’yi ele geçirmiş veisyannij^ dan ele geçenleri cezalandırmışlardır. Bundan iki yıl sonra Bosna valisi Köprj,., (Ğuprilic) Numan Paşa’nın öfkeli Karadağ yürüyüşü bura halkı için dahal^jj neticeler vermiş, ülkenin büyük bir kısmı bu Boşnak paşa tarafındanyakılnnjı,. Bunda 1709’daki kıyımın intikamı sezilmektedir.
Daha önce dağlarda saklanan Danilo bu kez ülkeyi terk etmek zorundaItj), mış, yardım istemek için 1715’te Petersburg’u ziyaret ederek Petro ile gönij müş, burada önemli maddi yardım temin etmiştir. O Rusya yolunda iken, 17I4'k Osmanlı Venedik denetimindeki bölgelere sığınan asilerin teslimini istemiş bu kabul edilmeyince savaş ilan etmiştir. Venedikliler 1715'te biryılboyuiG Karadağlı kabileler ile görüşmüş, sadece Kotor'un güneyinde, Venedik'tenralıjt yardım alabilecek bir yer olan Grbalj’de yaşayan Karadağlılar birlikte savaşmajı kabul etmişlerdir. Bu durum aynı zamanda Ahmet ve Naim paşaların cezalaj dırma hareketinin saldığı korkuyu göstermektedir. 1716'da Danilo Rusya'daj dönmüş, getirdiği para ve ‘iyi haberler' halkın moralini yükseltmiştir. Ertesijil Karadağlılar Venedik’e başvurarak, özerklik şartıyla bura yönetimini tanıdıkları nı bildirmişlerdir. Bunu kabul eden Venedik büyük hevesle ortak cepheleraçımp ancak Kotor körfezinde küçük kazanımları olmakla birlikte Bar ve Ulçin’eyapı-lan saldırılar yenilgiyle sonuçlanmıştır.
1718 Pasarofça anlaşması Karadağlılar için geleneksel Venedik’e dayanma siyasetinin sonu olmuş, bundan sonra Rusya ve daha az ölçüde Avusturya'dan medet ummuşlardır. OsmanlI’nın bu iki güçlü devlete karşı aynı anda savaşn-ğı 1736-39 savaşı bu siyaseti noktalar. Kuzeyde meşgul iken Karadağ’a gereta önemi veremeyen Osmanlı orduları burada bazı başarısızlıklar yaşamış, ancak tek başına Avusturya ve Rusya’yı yenmesinin etkisi Karadağ’da da hissedilmiştir
Danilo’nun ardından onun atamasıyla Sava vladika olmuştur. Kendisini kiliseden ayıramayan Sava yönetimde etkisiz kalmış ve halk arasında itibar bola mamıştır. Bu boşluğu yönetimde ona ortak olan akrabası Vasilije doldurmuştur İyi bir yönetici olmayan Sava, bununla birlikte Rusya’nın desteğine özel önem vermiş, söz verildiği halde gelmeyen yardımları alabilmek için üç defa Rusya'ya gitmiştir. Vasilije de 1752’de Rusya’ya gitmiş, burada kaldığı iki yıl içinde yazdığı Karadağ Tarihi (İstoriya o Çernoy Gorı) adlı kitap 1754’te Moskova’da yayınlan mıştır.
Onun ülkesine döndüğü günlerde, haraçların ödenmemesi üzerine Osmanlı dfvletinin yaptığı uyarı üzerine korkuya kapılan Vladika Sava ve avanesi bir jjljşma imzalamışlardı. Vasilije bu anlaşmaya karşı çıktığı gibi halkı Türklere ye Venediklilere vergi vermemeleri ve mücadele etmeleri konusunda kışkırtıyordu. Bunun üzerine Venedik ve Osmanlı devleti ortak çare düşündüler. Venedik Karadağ’ı kuşatma altına aldı ve Vasilije'nin indirilmesi şartını koştu. Osmanlı devleti ise bir süre düşündükten sonra savaş ilan etti. Vasilije’ye inanan Karadağlılar da "Haraç vermeyeceğiz, biz haraç alacağız” diyerek savaş halini Itabullendiler. Vasilije, kışkırttığı halkını ilerleyen Osmanlı güçleri ile baş başa bırakarak ülkeden kaçtı. Dağınık haldeki Karadağlıları cezalandırmak için dolaşan Osmanlı güçleri ağır hava şartları yüzünden geri çekilmek zorunda kaldılar. Ortada askeri bir başarı yok iken, Karadağlılar bu geri çekilişi kendi zaferleri olarak yorumladılar. Ancak barış anlaşmasına göre haraç ödemeyi ve Osmanlı arazisinde haydutluk yapmamayı ve haydutları aralarında barındırmamayı kabul ediyorlardı.
Karadağlıların Rusya'ya çok fazla gitmeleri üzerine. Çarlık durumu bizzat kendisi tespit etmek üzere diplomatik heyet göndermeye karar verdi. Albay Puçkov yönetimindeki ilk elçilik heyeti 1759’da buraya geldi ve birkaç hafta kaldı. Bunu diğer heyetler izledi. Vasilije 1765’te yine Petersburg’a gitti, ancak ertesi yıl orada öldü. Yönetim yeteneksiz vladika Sava'ya kaldı. Bu, ülkede zor sağlanan düzenin yeniden bozulması demek oldu. Kan davasının çok önemli olduğu ve kabileler düzeyinde yürütüldüğü ülkede, yeniden anarşi başladı. Ancak j Vasilije ve Sava’nın gayretleriyle ve Rus elçilik heyetlerinin çahşmalanyla oluşan Rus kültü, ilginç bir olay ile sorunu yaklaşık kökünden çözdü. Bir Rus ortaya çıkarak kendisinin dört yıl önce öldürüldüğü söylenen ama aslında ölmeyen Çar 3. Petro olduğunu söyledi ve kısa zamanda büyük destek sağladı. Sava ilk zaman-' larda mecburen durumu kabullendi ise de, İstanbul’daki Rus elçiliğine başvurarak durumu tetkik etti. Elçilik bu adamın sıradan bir kişi olduğunu söyledi ise de, cahil halk, özellikle ileri gelenler ona değil yalancı çara inandılar ve kendisini Küçük Scepan (Scepan Mali) adıyla vladika yaptılar. Scepan, Sava’yı hapsettikten sonra yönetimi tamamen eline aldı. Otoritesini öyle yerleştirdi ki, Rus elçisi sonunda onu kabul etti ve onun şahsında Karadağ’a yeniden destek vermeye başladı. Scepan’m ünü etraftaki Slavlar arasında da yayılmaya başladı. Tüm kiliselerde Rus Çarı 3. Petro olarak anılıyordu.
Önceki vladikalara göre çok etkili ve de tehlikeli hale gelen Scepan, başta Osmanlı ve Venedik olmak üzere Avrupa devletlerinin büyük ilgisini çekmiştir. Onun kendi yönettiği Kotor bölgesindeki Ortodokslar üzerinde yaptığı etkiden (*kinen Venedik, kendisini ölüm cezasına çarptırdı. Ancak hareket önceden olduğu gibi yine OsmanlI'dan geldi. Osmanlı paşaları üç taraftan Karadağ’a saldırdılar. En etkili saldırıyı Nikâiö'i alıp yağmalayan Bosna valisi Osman Paşa yaptı.tesettür modelleri